Yapay zekâ, şirket yatırımından finansman gündemine geçti
Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, 14 Eylül'deki konuşmasında Euro Bölgesi şirketlerinin 2026'da toplam yatırımlarının yaklaşık yüzde 10'unu yapay zekâya ayıracağını söyledi. Konuşmada aktarılan ECB personel tahminine göre yapay zekâ bağlantılı borçlanma, bu yılın ilk çeyreğinde şirket kredilerindeki büyümenin yaklaşık dörtte birini oluşturdu.
Lagarde'ın kullandığı rakamlar, yapay zekâ harcamalarının artık yalnız yazılım bütçesi olarak ele alınamayacağını gösteriyor. Veri merkezi, çip, enerji ve ağ yatırımları uzun vadeli kaynak gerektiriyor. ECB'nin hızlı benimseme halinde on yılda toplam faktör verimliliği düzeyinde yüzde 4'e kadar artış öngören hesabı bir senaryodur; gerçekleşmiş verimlilik kazancı değildir.
Tahvilin yanında bilanço dışı finansman büyüyor
Uluslararası Ödemeler Bankasının Mart 2026 tarihli incelemesine göre büyük ABD teknoloji şirketlerinin brüt tahvil ihracı 2025'te 100 milyar doları aştı. İhraçların çoğu beş yıldan uzun vadeli yapıldı. Bu yapı, birkaç yıllık altyapı inşasını uzun vadeli kaynakla eşleştirmeye çalışıyor; aynı zamanda yatırımın gelecekte üreteceği gelire ilişkin belirsizliği kredi piyasasına taşıyor.
BIS, şirketlerin özel kredi kuruluşlarıyla kurduğu ortak girişim ve özel amaçlı şirketler üzerinden veri merkezi yatırımı finanse ettiğini de belirtiyor. Bu yapılarda borç ana şirket bilançosu dışında kalabilse de uzun vadeli kira, kapasite alım taahhüdü veya garanti ekonomik yükümlülük yaratabiliyor. BIS'in değerlendirmesi, bankaların bu araçlara verdiği fonlama hatlarının yeniden finansman baskısı ve özel kredi iştahındaki değişim üzerinden yeni aktarım kanalları oluşturabileceği yönünde.
ABD teknoloji borcu Euro Bölgesi piyasasında ağırlık kazanıyor
ECB'nin 31 Ağustos tarihli piyasa çalışmasına göre ABD'li büyük teknoloji şirketlerinin yaklaşık 40 milyar avroluk avro cinsi tahvili bulunuyor. Bu şirketler, 20 Ağustos 2026 itibarıyla finans dışı şirketlerin avro cinsi yeni tahvil ihracının yüzde 10'una yakın bölümünü oluşturdu. Çalışma, ilk ihraç dalgasında Euro Bölgesi şirketlerinin piyasadan dışlandığına ilişkin belirgin kanıt bulmuyor.
Bununla birlikte ECB, teknoloji şirketlerinin borç içindeki payı büyüdükçe yatırımcıların sektör ve ABD ekonomisi yoğunlaşmasının artabileceğini belirtiyor. Sürekli ve uzun vadeli ihraç beklentisi karşısında yatırımcıların istediği risk priminin yükselmeye başlaması da izlenen göstergeler arasında. Bu bulgular bir piyasa yönü veya fiyat tahmini değil; sermaye talebinin bileşiminin değiştiğine ilişkin kurum değerlendirmesidir.
Avrupa'nın sorusu: Tasarruf hangi altyapıyı finanse edecek?
Lagarde'ın konuşmasında aktardığı tahmine göre küresel yapay zekâ hesaplama kapasitesinin yüzde 75'i ABD'de, yüzde 5'i Avrupa'da bulunuyor. Avrupa'daki veri merkezi kapasite açığını on yılda kapatmanın maliyeti, çipler dahil 600 milyar avroya kadar çıkabilir. Konuşmanın dipnotunda bu tutarın, tüm veri merkezi kapasite açığını yüksek yoğunluklu yapay zekâ tesisi maliyetiyle çarptığı için üst sınır olarak görülmesi gerektiği özellikle belirtiliyor.
ECB Başkanı'nın tezi, Avrupa hanelerinin yılda yaklaşık 1,4 trilyon avroluk tasarrufunu kıta içindeki üretken yatırımlara yönlendirecek daha derin sermaye piyasalarına ihtiyaç olduğu yönünde. Bu bir politika görüşüdür. EkoSinyal'in kaynaklardan çıkardığı sonuç ise şu: Yapay zekâ yatırımını değerlendirirken yalnız model sayısı veya şirket değerlemesi değil; borcun vadesi, teminat yapısı, enerji ihtiyacı, veri merkezi kapasitesi ve gelirin nerede oluşacağı birlikte izlenmeli.
